Konuşma Baloncuğu

Konuşma Baloncuğu

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Konuşma Baloncuğu, Ankara.

23/06/2026

Beyin ve otonom sinir sistemi tekrar eden deneyimlerden öğrenir. Eğer çocuk sürekli yüksek uyarım, hızlı ödül, eğlence ve anlık haz ile karşılaşıyorsa, bu durum onun sinir sistemi için yeni normal haline gelir. Böylece beklemek, durmak, sıkılmak, sessizlik, tek bir işe odaklanmak ya da bir isteğin hemen gerçekleşmemesi tehdit gibi hissedilmeye başlayabilir.

Hayat yalnızca tavşan hızında değildir. Bazen fil gibi yavaştır.

Çocuğun sinir sistemi hem hızlanmayı hem de yavaşlamayı öğrenebildiğinde; dikkat, öz denetim, duygu düzenleme, sabır ve dayanıklılık becerileri de gelişmeye başlar.

19/06/2026

Ağlamak nörofizyolojik olarak destek talebi özelliği taşır.

Beni gör, beni duy. Sana ihtiyacım var…

16/06/2026

Aslında beyin katman katman, birbirinden tamamen bağımsız çalışan bir yapı değildir. Tüm beyin bölgeleri birlikte ve sürekli etkileşim halinde çalışır. Ancak bazı durumlarda beynin daha ilkel ve hayatta kalmaya odaklı sistemleri, bazı durumlarda ise daha üst düzey düşünme, planlama ve öğrenme sistemleri daha baskın cevaplar üretebilir.

Bir çocuk sürekli olarak tehdit algısı içindeyse, sinir sistemi enerjisini gelişime değil, hayatta kalmaya harcar. Bu durumda beden “güvende miyim?” sorusuna odaklanır; öğrenme, dikkat, dil, oyun, ilişki kurma ve öz düzenleme gibi gelişimsel beceriler ikinci plana düşebilir.

Bu nedenle gelişim için yalnızca üst beyne, yani düşünme ve öğrenme becerilerine odaklanmak yeterli değildir. Öncelikle çocuğun alt sistemlerinin düzenlenmesi, bedeninin güvenlik hissine ulaşması ve sinir sisteminin tehdit modundan çıkması gerekir. Alt beyin düzenlendiğinde çocuk daha kolay ilişkiye girer, dikkatini sürdürebilir, öğrenmeye açılır ve gelişimsel kapasitesini daha rahat kullanabilir.

09/06/2026

Bu öneriler sinir sisteminin uyarılma düzeyini düzenler. Hızlı ve dağınık hareket eden çocuklarda amaç enerjiyi boşaltmak deği bedene ritim, sınır ve organizasyon kazandırmaktır.

Kontrolsüz koşma, dönme, kovalamaca ve gıdıklama sempatik aktivasyonu artırarak çocuğu daha da hızlandırabilir. Buna karşılık itme, çekme, taşıma, tırmanma, sıkma, çiğneme ve derin basınç gibi proprioseptif girdiler kas-eklem duyusu üzerinden beden farkındalığını, motor planlamayı ve otonom regülasyonu destekler.

Bir sonraki paylaşımım ne üzerine olsun? 😊

08/06/2026

2 yaş civarında çocukların “zorlu davranış” gibi görünen tepkilerinin arkasında çoğu zaman gelişmekte olan bir sinir sistemi vardır.
Bu dönemde çocuğun limbik sistemi, yani duygu, istek, tehdit algısı ve motivasyonla ilişkili alt beyin ağları oldukça aktiftir. Çocuk ister, dener, itiraz eder, bağımsızlaşmak ister ve çevre üzerinde etki yaratabildiğini keşfeder.
Fakat davranışı durdurma, bekleme, dürtüyü inhibe etme, esnek düşünme, sonuçları öngörme ve duyguyu düzenleme gibi becerilerden sorumlu olan prefrontal korteks henüz olgunlaşma sürecindedir.

Yani 2 yaş beyninde “gaz sistemi” güçlü çalışır; ama “fren sistemi” hâlâ gelişmektedir.

Ama yol karmaşıklaştığında, duygu büyüdüğünde ya da sınırla karşılaştığında sinir sistemi bunu tek başına düzenlemekte zorlanabilir. Tam da burada bakım verenin beyni devreye girer. Buna eş-düzenleme denir.

Eş-düzenleme; yetişkinin sakin sesi, yüz ifadesi, bedensel duruşu, ritmi, sınırı ve güven veren varlığıyla çocuğun henüz olgunlaşmamış düzenleme sistemlerine dışarıdan destek olmasıdır.

Çocuk zamanla kendi iç frenini, önce yetişkinin düzenlenmiş sinir sisteminden ödünç alarak geliştirir.

Bu yüzden 2 yaşta sınır koymak çok önemlidir; ama sınırı çocuğu yalnız bırakarak değil, yanında kalarak koymak gerekir. Çünkü çocuk kendi arabasını kullanmayı ancak yanında güvenli bir co-pilot varken öğrenir.

Ve evet, ikinci bir yol yok:
Önce birlikte düzenlenme,
sonra içselleşmiş öz-düzenleme.

04/06/2026

Eli kirlenmesin, yüzü ıslanmasın, tırnağı kesilmesin, farklı yemek yenmesin…

Bu ve benzeri bulguların hepsi duyusal olarak zorlanan bir sinir sisteminin belirtileridir.

Öncelikle bu durum günlük yaşama, beslenmeye, uykuya, gelişime, sosyalleşmeye etkiyorsa değerlendirilmelidir.

Peki siz neler yapabilirsiniz?
Öncelikle zorlamayın. Olumsuz her deneyim sinir sisteminin daha da hassaslaşmasına neden olabilir.

Çocuğun daha az zorlandığı, daha keyifle oynadığı oyunlar tercihiniz olabilir. Dünyaya karşı açık olan hemen alarma girmeliyim çünkü dünya güvensiz mekanizması yavaş yavaş sessizleşir.

Zıplamalı, tırmanmalı, bedenin aktif ve yoğun hareketleri sinir sistemini yatıştırma eğilimindedir. Çocuğunuzun yeterli fiziksel aktivite yaptığından emin olun.

Açıkçası “huylu” çocuğun arkasındaki sinir sistemi mekanizması çok karmaşıktır. Şunları yapın demek gerçekten güç. Ama aklınızda zorlamamanız gerektiği kalsa şimdilik yeterli. Paylaşım yapmaya devam edeceğim 🌿

20/05/2026

Beynin temel görevi adaptasyondur ezber değil. Harvard çocuk gelişimi merkezi çocuklara ezberleme makinesiymiş gibi yaklaşmayın diyor. Peki ne yapalım? Günlük yaşama adapte edelim. Siz çocuk beynine öğrenme makinesi gibi mi yaklaşıyorsunuz?

12/05/2026

Bir çocuk için ebeveyninin yanında olması çok kıymetlidir.

Ama bazen çocuk yalnızca bedenimizi değil bakışımızı, sesimizi, yüzümüzü ve ona dönen dikkatimizi de arar.

Ebeveynler çok yorulur. Bazen telefon-televizyon, günün içindeki tek nefes alanı gibi gelebilir. Bu çok insani.

Yine de küçük çocuklar, bağlantının koptuğu anları bedenleriyle hisseder. Huzursuzluk, çağırma, ağlama ya da oyuncak atma bazen “yaramazlık” değil;
“Bana geri döner misin?” demenin çocukça bir yoludur.

Ve bu huzursuzluğu otonom sinir sistemi çıkarır. Yani otomatik olarak çalışan sinir sistemi. Ve bu sırada kontrolleri de yoktur, kaybolmuştur.

Olabildiğince çocuk uyanık oldukça ekranın açılmaması daha iyi olacaktır.

01/05/2026

Gün içindeki ve özellikle akşam yoğun uyaranlar sinir sisteminin -uyanık olmam gerekir- modunu açar. Bu hayatta kalma mekanizmasıdır. Hayatta kalma mekanizması açılmış bir sinir sistemi de yeterince düzenlenmeden kendisini kapatamaz. Hatta otonom sinir sistemi (otomatik çalışan) bedene UYANIK KAL sinyali gönderdiği için çocuğun bilinçli kontrolü de yoktur. Yani çocuk uykuya geçemez. Direnç gösterebilir, hareketlenebilir. Videodaki gibi uykuya yakın uyarıcı şeylerden uzak durmak iyi bir fikirdir.
Eminim bazen sizin de uykuya yakın aklınıza bir şey takıldığı ve sabahı yatakta ettiğiniz oluyordur. Çocuğun bedeninde olanı da benzer bir durum olarak düşünebilirsiniz.

30/04/2026

Sinir sistemi için emzik neyi ifade ediyor? Bu soru emzik bırakmanın ilk sorusudur. Emziksiz de emziğin karşıladığı ihtiyaçların üstesinden gelebilen çocuk emziği bırakmaya uygun olmaya başlar.
Peki emzik çocukta neyi sağlar?
* Sakinleşmeye yardımcı olur.
* Uykuya geçişi kolaylaştırabilir.
* Kendi kendini regüle etme becerisine destek olur.
* Ağlama yoğunluğunu azaltabilir.
* Geçiş anlarında güven hissi verebilir.
* Ayrılık, yorgunluk, açlık sonrası bekleme gibi zor anlarda bedene ritim sağlar.
* Parasempatik sistemi destekleyerek bedeni yavaşlatabilir.
* Duyusal olarak yoğun çocuklarda “toparlanma nesnesi” gibi çalışabilir.
* Bebek için tanıdık, öngörülebilir ve güven veren bir sinyal olabilir.
Eğer bunlara emzik haricinde de kapasite geliştirebilirse çocuk emzik hayatında büyük yer kaplamaz olur. Bırakmak kolaylaşır.
Peki sizin emzik deneyiminiz nasıl? 🌿

Want your school to be the top-listed School/college in Ankara?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Website

Address

Ankara