Kalbimdesin...Mucize Yaşam..
Mucize YAŞAM
Her bir NEFES bir esintidir. Bu Tanrı'nın esintisidir. Yüzümüzü "Bir" olanın varlığına dönüştürür. GÜNDEM:
Ruhumuzla, bedenin arasına çok kalın perde çekilmiştir.
Ve şöyle fısıldar;
"sevenim, sevilenim, kalpleri döndürenim" Ya Tevvab. O perde sevginin bize akmasını onu bedenimizde huzur, sevinç ve iyilik hali olarak hissetmemizi engeller. Ruhsal gelişimimizin amacı, ruhun tekrar bedenle buluşmasını
sağlamaktır. Ruhun merkezi sevgidir. Sevgi enerjisinin bedenle buluşmasını önleyen perdeyi nasıl aralayacağız? Perdeyi yok sayarak, görmezden gelerek, yapıl
Nurun Nurla Sırdaş Olması
Bu iki parlak yıldızın hizalanması, kuru bir gök olayından çok daha derindir. Bu, insan-ı kâmilin yolculuğundaki iki kanadın; Aşk ile Hikmetin buluşmasıdır.
Aşk (Venüs) hikmet (Jüpiter).
Merhaba ey aşk ı bâki...İyi ki doğdun.
Bizi gerçekten gönülden seven, kalp gözümüzü özümüze döndüren.🤍🌷
#ışıķ
Tasavvuf geleneğinde "öz eş" kavramı, modern literatürdeki "ruh ikizi" ya da "ruh eşi" kavramlarının çok daha ötesinde, derin bir tevhid (birlik) ve ayna olma sırrına dayanır. Tasavvufi bir bakış açısıyla öz eşlerin birbirini sevmesi; fiziki bir çekim veya psikolojik bir uyumun ötesinde, "Ruhların ezel alemindeki aşinalığı" ve "Cenab-ı Hakk’ın cemal ve celal tecellilerini birbirinde seyretmesi" olarak yaşanır.
Bu sevginin tasavvufi boyutlarını şu temel başlıklarla anlamlandırabiliriz:
1. Elest Bezmindeki Tanışıklık (Ruhların Ezelî Bağı)
Tasavvufta ruhların, beden kalıplarına girmeden çok önce, "Elest Bezmi"nde (ruhların yaratıldığı o ilk mecliste) birbirleriyle derecelerine ve fıtratlarına göre kümelendiğine inanılır. Hadis-i şerifte buyrulduğu gibi: "Ruhlar askerler gibidir; ezelde tanışanlar burada kaynaşır, tanışmayanlar ise ayrışır."
Öz eşlerin sevgisi, dünyada başlayan bir süreç değil, ezelde var olan o saf tanışıklığın ve ahdin dünyadaki bir "hatırlama" halidir. Birbirlerini gördüklerinde hissettikleri o derin aşinalık hissi, asıllarına duydukları özlemdendir.
2. Tevhid Aynası Olmak (Yansıma Sırrı)
Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri, Füsûsu'l-HİKEM adlı eserinde, kadında ve erkekte İlahi tecellilerin nasıl tezahür ettiğini derinlemesine anlatır. Öz eşler, birbirlerine tutulan en berrak gönül aynalarıdır.
Tasavvufta insan, Hakk’ın tecelligahıdır. Öz eşler birbirini severken, aslında karşısındaki aynada Hakk’ın cemalini (güzelliğini, şefkatini) ve celalini (haşmetini, sabrı öğreten yönünü) seyreder.
Bu sevgide taraflar birbirinin nefsini değil, ruhundaki İlahi özü sever. "Sende tecelli edeni, seni var edeni seviyorum" makamıdır bu.
3. Kesretten Vahdete (Çokluktan Birliğe) Yolculuk
Aşk, tasavvuf yolunda dervişi "ben"lik davasından geçiren en güçlü binek (vasıta) olarak kabul edilir. Öz eşlerin sevgisi, Mecazi Aşk’tan Hakiki Aşk’a köprü olur.
İki ayrı ten ve iki ayrı kişilik gibi görünen bu bağ, sevginin derinleşmesiyle "iki bedende tek bir ruh" olma haline (Vahdet) bürünür. Kişi, sevdiğinde yok olur (Fena fi’l-ihsan / fena fi’l-aşk). Kendi bencil isteklerinden, egosundan öz eşinin rızası ve mutluluğu için vazgeçtikçe nefis tezkiyesi (temizliği) gerçekleşir. Eş, dervişin bu dünyadaki en büyük tekkesi olur; ona sabrı, şükrü, teslimiyeti ve sadakati yaşatarak öğretir.
4. Şefkat ve Sekînet (Ruhsal Dinginlik)
Kur'an-ı Kerim'de ve eşlerin yaratılış gayesi anlatılırken "Kendileriyle huzur bulasınız (sekînet bulasınız) diye size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve aranıza sevgi ve merhamet koydu" (Rûm, 21) buyrulur.
Öz eşlerin sevgisi hırçın, fırtınalı ve tüketen bir hırs barındırmaz. Aksine, yan yana geldiklerinde kalplerine bir sekînet (ilahi dinginlik) iner. Birbirlerinin eksiklerini bir ayıbı örter gibi, gecenin gündüzü örtmesi gibi muhabbetle sarıp sarmalarlar. Birbirlerinin ruhsal tekamülüne (olgunlaşma yolculuğuna) köstek değil, yoldaş olurlar.
5. "Hu"ya Çıkan Kapı
Hazret-i Mevlânâ ile Şems-i Tebrizî arasındaki o muazzam dostluk ve aşk, ruhların birbirinde erimesinin en büyük timsalidir. Mevlânâ celal ve cemali Şems’te seyretmiş, ondan aldığı feyzle adeta küllerinden yeniden doğmuştur.
İşte öz eşlerin helal dairesindeki sevgisi de böyledir. Birbirlerinin gözlerinin içine baktıklarında gördükleri şey fani bir beden değil, ebedi olan "O"dur (Hu).
Son söz:
Tasavvufta öz eşlerin sevgisi, iki insanın birbirine bakması değil; iki insanın aynı yöne (Hakk'a) bakması ve bu yolculukta birbirine el, ayak, göz ve can olmasıdır. Bu sevgi, dünyevi menfaatlerin ve bedensel arzuların ötesinde, ezelden ebede uzanan ve ahirette de devam edeceğine inanılan kutlu bir yoldaşlıktır.
Hz. Mevlâna ve İbn Arabi gibi ariflerin dilinde doğa, Allah'ın isimlerinin (Esma-ül Hüsna) yeryüzündeki tecelligâhıdır. Ilgın ağacı, celal (zorluk, kuraklık, tuz) içinde cemali (mor, tül gibi zarif çiçekleri) barındıran yapısıyla, zıtlıkların birliğini ve İlahi Latif (lütfeden, incelik gösteren) isminin çöldeki yansımasını temsil eder.
Çorak topraklarda kök salar canım,
Rüzgar vurdukça hoş döner dallarım.
Tuzu dışa atıp, mor çiçek açarım;
Aşkın rüzgarıyla bükülürüm can yoldaşım.
Mücevherden sarraflar anlar ancak,
başkası bilmez
Ne fark eder ki kör insan için,
elmas da bir cam da,
Sana bakan bir kör ise,
sakın kendini camdan sanma.
HZ. MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN-İ RÛMİ
Gökyüzünün sessiz ışıkları, yeryüzünün toprağına sevdalanmış da her biri birer yeşil yıldıza dönüşüp toprağın kalbine tutunmuş gibi aşkını çağırıyor.
Mucize Yaşam'ın gizemi ile..
İyi ki doğduk..
Yeterince derin mi?
"Düşünceleriniz ağırlaştığında nefesiniz daralır. Işığa yükselmek istiyorsanız, nefesinizi gökyüzü kadar genişletin. Ruhun kanatları nefesin ritmiyle çırpılır."
Pir Vilayat Khan
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Contact the school
Telephone
Website
Address
Istanbul
Opening Hours
| Monday | 09:00 - 17:00 |
| Tuesday | 09:00 - 17:00 |
| Wednesday | 09:00 - 17:00 |
| Thursday | 09:00 - 17:00 |
| Friday | 09:00 - 17:00 |
| Saturday | 09:00 - 17:00 |
| Sunday | 09:00 - 17:00 |