28/05/2026
Bayramlar bazen sadece bir takvim günü değildir…
İnsanın “bir yere ait hissetme” ihtiyacına dokunan özel zamanlardır.
Bir sofraya çağrılmak, bir ses duymak, kapının çalınması, “Nasılsın?” diye sorulması…
Bazen ruhumuzun en derin yerinde “yalnız değilim” duygusunu uyandırır.
Ama herkes için bayram aynı duyguyu getirmeyebilir.
Kimileri için özlem, eksiklik, kırgınlık ya da geçmişin sessizliği de bayram masasına oturabilir.
Psikodramatik bakış açısıyla baktığımızda;
insanın aidiyet ihtiyacı yalnızca kalabalıklarla ilgili değildir.
Gerçek bağ, kişinin kendini olduğu haliyle kabul edilmiş hissedebildiği yerde başlar.
Belki de bu bayram kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“Ben en çok nerede kendim gibi hissediyorum?”
Bazen bir ailede,
bazen bir dostlukta,
bazen kurduğumuz küçük ama gerçek bir bağın içinde…
Ve bazen de ilk kez kendi içimizde.
Bayramın;
zorunda olduğumuz rolleri değil,
gerçek temasları hatırlattığı bir zaman olmasını diliyorum.
Sevgiyle,
Psikoterapist Sibel Aslantepe
24/05/2026
Ne büyük bir mutluluk ve heyecan… 🌟
Psikolojiyi paylaşmak ve farkındalık sağlamak adına çıktığım bu yolda,
10 bin kişilik kocaman bir aile olduk 🌿
Bu süreçte birlikte;
duygulara,
ilişkilere,
bedenin sesine,
içsel çocuğa,
taşımakta zorlandığımız yüklere
ve insan olmanın birçok hâline baktık.
Burada kurduğumuz bağ,
benim için sadece bir sosyal medya hesabından çok daha fazlası oldu ✨
Şimdi ise yeni bir döneme giriyoruz…
Ve bu yeni dönemi birlikte şekillendirmek istiyorum 🌿
Bundan sonra bu sayfada
hangi konuları, hangi içerikleri paylaşmamı istersiniz?
Psikodrama?
İlişki içerikleri?
Canlı yayınlar?
Soru-cevap?
Atölyeler?
Oyun psikolojisi?
Uygulamalı içerikler?
Yorumlarda buluşalım ✨
Hem bu hesabı hem de
aslantepe hesabını takip ederek
yeni içeriklerden, canlı yayınlardan ve projelerden haberdar olabilir,
bizimle bağlantıda kalabilirsiniz 💫
15/05/2026
Psikolog olmak bazen sadece “bilmek” değil…
Hâlâ öğrenmeye devam edebilmek demek.
Bir çiçeğin açışını fark etmek,
bazen “bırak, olsun…” diyebilmek,
kendini regüle etmeyi yeniden yeniden öğrenmek,
bir köpeğin gözünde sakinliği hissedebilmek,
çocukluğunun izleriyle karşılaşınca kaçmadan bakabilmek…
Ve tüm bunların içinde sevmeyi unutmamak.
Çünkü psikoloji bazen sadece analiz etmek değil;
hayatı hissederek yaşayabilmeyi de öğrenmektir.
Ben de hâlâ öğreniyorum.
Bazen durmayı,
bazen bırakmayı,
bazen de sadece anın içinde kalmayı…
Belki iyileşme tam da burada başlıyordur:
Kendimize daha anlayışla yaklaşabildiğimiz yerde. 🤍
08/05/2026
The Traitors ardından…
Final gecesindeki şaşkınlık birçok kişiyi ekrana kilitledi.
Ve ardından binlerce yorum geldi:
“Bunun oyun olduğunu anlamadılar mı?”
“Bu kadar etkilenilir mi?”
“Psikolog yok muydu?”
Oysa insan zihni, yoğun grup psikolojisinin içinde dışarıdan göründüğü gibi çalışmaz.
Sürekli şüphe duymak, kimseye tam güvenememek, her cümlenin altında başka bir anlam aramak, yalnız kalma korkusu yaşamak ve günler boyunca tetikte kalmak…
Bir süre sonra beden ve sinir sistemi bunu sadece “oyun” olarak algılamaz.
Psikodramatik açıdan baktığımızda böyle süreçlerde kişiler yalnızca strateji üretmez; aynı zamanda kendi korkuları, savunmaları, bağlanma biçimleri ve geçmiş deneyimleriyle de karşı karşıya kalabilirler.
Bazıları daha kontrolcü olur.
Bazıları içine kapanır.
Bazıları sürekli onay arar.
Bazıları ise tehdit hissettiğinde saldırganlaşabilir.
Çünkü grup psikolojisi, kişinin normal hayatta verdiği tepkilerden çok daha farklı davranmasına neden olabilir.
Dışarıdan “Nasıl fark etmedi?” diye görünen şey, içeride yoğun stres, belirsizlik ve duygusal baskı altında çok farklı yaşanabilir.
The Traitors bize yalnızca bir yarışmayı değil;
belirsizlik altında insan psikolojisinin ne kadar değişebileceğini de gösterdi.
07/05/2026
Bazen aynı duyguları farklı insanlarla tekrar ederiz.
Çünkü zihin, güvenli olanı değil tanıdık olanı seçer.
Fark ettiğinde ise yeni bir seçim mümkün olur. 🌿
Kaydetmeyi ve ihtiyacı olanlar paylaşmayı unutma 🤍
11/04/2026
🌊 Yaza böyle girenler fark yaratıyor…
BOĞAZDA TERAPİ
Yaza Merhaba Atolyesi
Mayıs ve Haziran aylarında,
İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasında,
keyifli, eğlenceli ve huzur veren bir deneyime davetlisin.
Yoğun tempoya kısa bir mola verip
kendine iyi gelen bir deneyim yaşamak istiyorsan,
bu buluşma tam sana göre.
✨ Bu 2 saatin sonunda:
• Zihnini nasıl daha hızlı sakinleştireceğini
• Bedenindeki gerginliği nasıl fark edip gevşeteceğini
• Günlük hayatta kullanabileceğin pratik rahatlama yöntemlerini net bir şekilde deneyimlemiş olacaksın.
İki saat boyunca Boğazın sesi ve güzelliği eşliğinde;
zihnin yavaşladığı, bedenindeki gerginliğin çözüldüğü ve daha sakin, dengeli bir hale geçtiğin bir akışta olacağız.
🌿 Yaza daha hafif, daha enerjik ve daha dengede girmek isteyenler için.
🔒 Buluşmalarımız, sınırlı sayıda katılımcıdan oluşan özel gruplar halinde gerçekleştirilmektedir.
📩 Katılmak için DM atabilir ya da
📧 [email protected] üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
30/03/2026
The Traitors Türkiye 🇹🇷
Bu oyunda herkes ya sadık ya hain…
Sabah uyanıyorsun…
Ve biri artık yok.
Gündüz herkes birlikte.
Gülüyor, konuşuyor, birbirine yaklaşıyor…
Ama gece…
👉 Bazıları( hainler ) gizlice bir araya geliyor
ve içlerinden birini oyundan siliyor.
Sabah ise sadece şu kalıyor:
Şüphe.
🤔
Akşam konseyde herkes birbirine bakıyor:
“Kim hain kim sadık ?
“Kim yalan söylüyor?”
“Ben kime güveniyorum?”
Ve sonra…
👉 Bir kişi daha eleniyor.
Oyunun finalinde iki ihtimal var:
• Eğer sadıklar tüm hainleri doğru bulup elerse → sadıklar kazanır
• Ama hainler son ana kadar kendilerini gizlerse → hainler kazanır
Yani oyun şu soruyla bitiyor:
👉 “Gördüğüm, duyduğum, hissettiğim…
hangisi gerçek?” İçimizdeki Hain kim ?
yeni bölümleriyle perşembe saat:20 de de
26/03/2026
Artık yayındayız ✨
The Traitors Türkiye bu akşam Kanal D’de!
Bu yolculuğun bir parçası olmak benim için çok kıymetliydi.
İzleyenler burada mı? 👀
Yorumlarınızı çok merak ediyorum 😊
22/03/2026
Türkiye, Belçika ve Hollanda’nın kesiştiği uluslararası bir prodüksiyon 25 Martta sizlerle ….🇹🇷🇧🇪🇳🇱
22/03/2026
25 Mart’ta izleyiciyle buluşacak olan The Traitors Türkiye, Belçika’da çekilen ve uluslararası formatıyla hayata geçirilen; yalnızca bir yarışma değil, insanın sınırlarıyla, kırılganlıklarıyla ve dayanıklılığıyla temas ettiği çok katmanlı bir deneyim olarak gerçekleşti.
Birçok yarışmadan farklı olan bu prodüksiyonda, psikolojik danışmanlık sürecini yapılandırmak ve yönetmek; yalnızca gözlemlemek değil, psikolojik dinamikleri gözeterek taşıyabilmeyi gerektiriyordu.
Yüksek stres ve belirsizlik altında yarışmacıların psikolojik dengelerini koruyarak, kırılganlıklarını da güvende tutarken bir taraftanda ruhsal sağlamlıkları üzerine çalıştım.
Tüm Türk ve yabancı ekibe ve ruh sağlıklarını bana emanet eden yarışmacılara, yayında ve yapımda emeği geçen canlı gönülden sevgilerimi yolluyorum.