Arapça, İngilizce, Türkçe (41)
--Mun haza? --Haza ehi.
--Who is this? --He is my brother.
--Bu kim? --Kardeşim.
--Min eyne ente?
--Where are you from?
--Nerelisin?
--Ema min Türkiye.
--I am from Türkiye.
--Türkiyeliyim.
Ena etelellemu el İmgilizziya.
I speak English.
Maza ta'mel?
What are you doing?
Ne yapıyorsun?
ta'mel, amel, amele
Ezhebu ilel medrese kulle yevmin.
I go to schppl every day.
Her gün okula giderim.
medrese
Lâ tetrukni.
Don't şeave me.
Beni bırakma.
tetruk, terk
Ehtacek.: I need you
Uridek : I want you
Sana ihtiyacım var. Seni istiyorum.
İhterim kibarakâ.
Respect your elders.
Yaşlılarınıza sagılı olun.
ihterim, ihtiram : saygı
Hel ente mutezevvic?
Are yoı married?
Evli misin?
zevce
Maza taksud?
What do you mean?
Ne demek istiyorsun?
taksud, maksad
El hareketu fiha berekâh.
Where there is action, there is blessing.
Nerde hareket orda bereket.
Leyla sa'ida.
Good night.
İyi geceler.
Eyne turidu entezheb?
Where do you want tp go?
Nereye gitmek istiyorsun?
Bilhana vişşifa.
Enjoy your meal.
Afiyet olsun.
şifa, afiyet
Tekellem bi but.
Speak slowly.
Yavaş konuş.
tekellem, kelam, kelime
Lâ emlikul mal.
I don't have any money.
Hiç param yok.
emlak, malik; mal
Hel yu'acibuk?
Do you like it?
Beğendin mi?
Muvafık.
I agree.
Katılıyorum.
muvafık?
Ledeyye suel.
I have a qıestion.
Bir sorum var.
suel : sual
VlP DİL English / Turkish courses Istanbul
VIP English / Kadıköy . English for Turkish people. Turkish for foreigners. Yabancılar içim T? Ahmet Altan EKŞİOĞLU
Tel: 0216 345 52 21
0537 837 37 60
"Spill the beans,"
A) Tell the truth.
B) Cook the meal.
C) Speak clearly.
D) Behave yourself.
1. "I can't place you" means ...
A) l don't recognise you.
B) There is not place for you to site.
C) I don't remember where l saw you first.
D) I don't remember when l met you.
2. I wasn't born yesterday, means ...
A) l am not stupid.
B) ı am not so young.
C) l am not so old.
D) l am not so clever.
Don't get salty with me.
A) Don't get angry with me.
B) Don't argue with me.
C) Don't make fun of me
F) Don't frown at me.
Arapça, İngilizce, Türkçe (40)
Hel tefhemuni?
Do you understand me?
Beni anlıyor musun?
İzheb mustakımen.
Go straight.
Düz git.
Mafiiş sebeb.
There is not reason.
Sebep yok.
at tahteşşecera
under the tree
ağacın altında
şecere Türkçeye "soy" olarak geçmiş ama, şeceremizi de ağaçla gösteririz.
Ittasıl bi.
Call me.
Ara beni.
Ena hakka ehtacu nasıhatek.
I really need your adice.
Gerçekten nasihatine ihtiyacım var.
hahha : hakikaten; ehtac, ihtiyaç, nasihat
Eyne tuskun?
Where do you live?
Nerede oturuyorsun?
tuskun, iskân, sakin
Hel tetekellem ul Arabiyya?
Do you speak Arabic?
tetekellem, kelime, kelâm
Leked a'terafe bi hataeh.
He admitted his mistake.
Hatasını kabul etti.
itiraf, hata
El hayatu leyset a'dilete daimen.
Life is not always fair.
Hayat her zaman adil değildir.
hayat, adil, daima
Hel tuhibbu şay?
Do you like tea?ayrıca sever misin?
tuhib, habib, habibe, mahbub
Ma huwa ismuk?
What's your namert?
Adın ne?
Lâ şey'e yedumu ilelebed.
Nothing lasts forever.
Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.
şey, ebed, ebedi, ilelebed
İn lem ekun muhdien,
If I am not mistaken.
Eğer yanılmıyorsam.
Men arefe nefsehu arefe rabbehu.
Whoever knows himself, knows his lord.
Kendini bilen, tanrısıno bilir.
arefe, arif, nefis, rab
Arapça, İngilizce, Türkçe (39)
Lâ teşreb zalik.
Don't drink that.
Onu içme.
teşreb : şarap, şurup : içmek, içilen şey.
Ledeyye delil.
I have proof.
Kanıtım var.
delil : kanıt
Hel ente muteekkid?
Are you sure?
Emin misin?
muteekkid, tekid
Lâ teteehher.
Dom't be late.
Geç kalma.
Teteehher : ahir, sonra
Fıkra kable en tetekekkem.
Think before you speak.
Konuşmadan önce düşün.
fıkra, fikir; tetekellem: kelâm, kelime
Haza yevmul cemil.
It's a beautiful day.
Güzel bir gün.
cemil, cemile : güzel
Hel haza muhim?
Is this important?
Bu önemli mi?
mühim
Min fadzlike, unzur.
Please, come in.
Lütfen içeri girin. (gelin)
Lâ tekzib aleyya.
Don't lie to me.
Bana yalan söyleme.
tekzib, kezzap, keziban
--Hel tefhemul Arabiyya?
--Efhemu kaliyya.
--Do you understand Arabic?
--l undetstamd a little.
--Arapça anlıyor musun?
--Biraz anlıyorum.
Etemenna zalik.
I hope so.
Umarım öyle.
temenna, temenni
Ena len esteslima ebeden.
I will never give up.
Asla vaz geçmeyeceğim.
teslim, ebeden
Haza muhim.
This is imporyant.
Bu önemli.
mühim : önemli
Haza leyse muhim.
This is not important.
Bu önemli değil.
Ettalibu zekiyyun.
The student is intelligent.
Öğrenci zekidir.
talib : talebe, zeki
Haza leyse a'meluk.
None of your business.
Seni ilgilendirmez.
amel
Ehtacu musa'ade.
I need help.
Yardıma ihtiyacım var.
ehtac: ihtiyaç, musa'ade : Türkçe ye "izin" olarak girmiştir. Arapça da "yardım".
İntezır dakika.
Wait a minure.
Bir dakika bekle.
Hel nehruc-ul yevm?
Shall we go out today?
Bugün dışarı çıkalım mı?
mehruc, ihraç, jariç
Arapça, İngilizce Türkçe (38)
El azimetü teteğellebu ala kulli a'kebe
Deyermimatıon overcomes every difficulty.
Azim her zorluğun üstesinden gelir.
azimet : azim ; teteğelleb : galip gelmek
Cihazi lâ ya'mel.
Cihaz çalışmıyor.
cihaz : cihaz ; lâ : olumsuz ; yağmel : amel, iş
Fekkir kable en teteserref.
Think before act.
Eyleme geçmeden düşün.
fekkir : fikir, tefekkür
tetesarref : Tasarruf, eylem
İtteheze kararen mantıkıyyen.
He made a reasionable decision.
Mantıklı bir karar aldı.
Kararen mantıkıyyen?
İptaad anil adetü zarra.
Keep away from harmful habits.
Kötü alışkanlıklardan uzak dur.
adet-u zarra : zararlı adetler
Lâ tuhalifil kanun.
Don't break the law.
Yasaya aykırı davranma.
Haza leyse vaktin munasip.
That's not the right time.
Uygun zaman değil.
vakit, münasip
tuhalif / muhalif, kanun
(Geriye ne kaldı ki? "Lâ" nın, kelimeyi tevhit den -lâ ilahe illellah- olumsuzluk anlattığını zaten biliyorsunuz.
Le kulli muşkilâti hal.
Every problem has a solution.
Her sorunun bir çözümü var.
"Külli" nin "her" anlamına geldiğini pek çok kişi bilir.
Müşkül, müşkülat hiç de yabancı değil. "Hal" ise halletmek.
Bu kadar.
El haber inteşer bi sur'a.
News spreads quickly.
Haber çabuk yayılır.
haber, inteşer, neşir, sur'a : sürat.
Geriye ne kaldı ki?
Ena ğazibun min hazel karar.
I am angry eith this decision.
ğazib : gazap: kızgın (Tanrının gazabı]
karar : karar
Essıhhatu hiue azımu serva.
Health is the greatest wealth.
Sağlık en büyük servettir.
Bildiğiniz sözcükler
sihhat, azim,(azamet) servet
Lestu fi mezacin ceyyid.
I am not in a good mood.
Moralim iyi değil.
mezac : mizaç
Haza mantıki.
That makes semse.
Mantıklı.
Huva vasala müteahhiren.
He arrived late.
Geç geldi.
vasala : vasıl
Müteahhir, : tehir
Da'na netehaddes bisaraha.
Let's talk honestly (openly)
Açık kpnuşalım.
Sarah : sarih : açık
Ena lâ elumuk.
I don't blame you.
Seni suçlamıyorum.
Kuffe an fe'li hazel an.
Stop doing that now.
Şimdi bırak şunu yapmayı.
an
I am over you.
A) I don't have any feelimgs for you.
B) l am protecting you.
C) My social status is higher than yours.
D) I am always with you.
I am rooting for you.
A) I am supporting you.
B) I am blaming you.
C) I congragulate you.
D) I envy you.
"It's like herdimg cats" means it is very...
A) difficult.
B) noisy.
C) enjoyable.
D) easy.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Contact the school
Website
Address
Istanbul
34710
Opening Hours
| Monday | 09:00 - 22:00 |
| Tuesday | 09:00 - 22:00 |
| Wednesday | 09:00 - 22:00 |
| Thursday | 09:00 - 22:00 |
| Friday | 09:00 - 22:00 |
| Saturday | 09:00 - 22:00 |
| Sunday | 00:00 - 22:00 |