Türkiye Turizmi Panorama

Türkiye Turizmi Panorama

Share

Türkiye'nin doğal ve tarihi güzellikleri . TÜRKİYE TURİZMİ

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

DATÇA MUĞLA

EN GÜZEL DATÇA KOYLARI VE PLAJLARI

Datça Yarımadası üzerinde 52 koy ve bük yer alır. Kuzeyde, Ege denizi bölümünde Gökçeler Bükü, Küçük Çatı, Büyük Çatı, Kızılağaç, Alavara, Çakal, Damlacık, Mersincik, Murdala, İskandil koylarının hemen hepsi Gökova’da mavi yolculuğa çıkanların önemli uğrak yerleri arasındadır. Feribotun yanaştığı Körmen Limanı da kuzeydedir.

Akdeniz tarafına bakan ve günübirlik tekne turlarının uğrak yeri olan koylar arasında Knidos iç limanının yanı sıra, sırasıyla Palamutbükü, Akvaryum, Hayıtbükü, Kızılbükü, Domuzbükü, Kargı, Datça Limanı, Karaincir, Sarı Liman, Karabük, Çiftlik, Kurucabük, Günlücek ve Lindos koyları sayılabilir. Hisarönü Körfezi’nin önemli limanı Bencik’in bir yanı Datça’ya, öte yanı Marmaris’e aittir.

Kargı Koyu

Şehir merkezine en yakın (3 km) koylardan bir tanesi olan Kargı Koyu’nda, tarihte Akantos isminde bir şehir kurulmasına karşın, günümüze kalıntı olarak pek bir şey bulunmamaktadır.Ulaşımın dolmuşlarla sağlanabildiği koyda restoran, cafe ve günübirlik tesisler bulunur. Denizi duru ve yüzmeye çok uygun olan koyun plajı ve deniz dibi taşlıdır.

Domuzbükü

Karayoluyla ulaşım imkanı bulunmayan, deniz yolu ile Mesudiye’den 45 dakikalık Datça’dan ise 1 saatlik tekne yolculuğu ile ulaşılabilen Domuzbükü, oldukça sessiz sakin, elektriğin ancak jeneratör ile elde edildiği, denizi tertemiz, çam ormanlarıyla kaplı tepeleri ve 600 metrelik plajı ile huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin tercih ettiği koydur. Koyda bulunan doğaya oldukça uyumlu bungalovlarda konaklama imkanı da bulunmaktadır.

Mesudiye, Kızılbük, Hayıtbükü ve Ovabükü

Kızılbük, Hayıtbükü ve Ovabükü Datça’ya bağlı Mesudiye Mahallesi'nin koylarıdır. Mesudiye’de bir çoğu aile işletmesi küçük pansiyonlar, apartlar, kafeler, çay bahçeleri ve restoranlar bulunmaktadır. Mesudiye ve koyları özellikle artan turizm hareketliliği nedeniyle daha da tanınır hale gelmiştir.Mesudiye’de üç tane koy bulunur. Kumlu plajı ve dibi k*mlu denizi ile özellikle çocuklar için uygun olan koyda sahil boyunca küçük işletmeler bulunur.
Hayıtbükü’nün solunda yaklaşık 2 km mesafede küçük bir koy olan Kızılbük bulunur. Nispeten daha sakin olan koyda iki tane tesis vardır. Mesudiye’nin en büyük koyu olan Ovabükü Datça’nın en uzun plajlarından birine sahiptir. Koyda konaklama işletmeleri, kafeler ve restoranlar bulunur.

Palamutbükü

Datça’ya 25 km mesafede bulunan Palamutbükü, Yaka ve Cumalı mahalleleri (köyleri) sınırları içerisinde kalır.

Yaklaşık 2 km uzunluğunda k*m ve çakıl karışık bir plaja sahip olan ve yatların da yanaştığı bir balıkçı barınağı bulunan koy, tekne turlarına katılanların ya da tekneleriyle seyahat edenlerin uğramadan geçemediği bir yerdir. Çok çeşitli konaklama imkanlarının bulunduğu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin de tercih ettiği koyda konaklama tesislerinin yanı sıra kafeler ve özellikle deniz ürünleriyle ünlü restoranlar bulunmaktadır.
Karaincir Koyu

Şehir merkezine 15 km mesafede, Marmaris karayolu üzerinde, Emecik Mahallesi sınırlarında bulunan koy, ince k*mlu plajı ve sığ deniziyle çocuklu aileler için ideal bir yerdir. Birçok yeme içme ve dinlenme tesisinin bulunduğu koya, Karaincir, Aktur ve Marmaris minibüs ve otobüsleriyle ulaşım imkanı bulunmaktadır.

Çiftlik Koyu

Yarımadanın güneybatısında, Marmaris yolu üzerinde Datça şehir merkezine yaklaşık 30 km mesafede, çam ormanlarıyla kaplı olup, plajı k*mluk ve denize girmek için oldukça uygundur.

Hızırşah Mahallesi (Köyü)

İlçe merkezine en yakın mahalle olan Hızırşah Mahallesi’nde Selçuklular döneminden kalma restore edilmiş Hızırşah Camii ve 19. yüzyıldan kalan, restore edilerek Hızırşah Kültür Evi olarak kullanılan bir kilise bulunmaktadır. Menteşe beylerinden Orhan Bey’in oğlu Hızır Şah tarafından yaptırıldığı düşünülen, kare planlı, tek kubbeli, kemerli ve üç kubbeli son cemaat yeri bulunan Hızırşah Camii beylikler dönemi camilerinin karakteristik özelliklerini taşımaktadır.

Kızlan Mahallesi (Köyü) ve Gebek*m Plajı

Datça’ya 8 km mesafede bulunan ve yarımadanın en çok rüzgar alan yeri olan Kızlan Mahallesi'nde tipik yel değirmenlerini görmek mümkündür.Mahalle sınırları içerisinde uzunluğu yaklaşık 7 kilometreyi bulan Gebek*m Plajı bulunur. Kumsal, rüzgarın da etkisiyle çoğalmakta ve yayılmaktadır. Kumul hareketleri hemen karşıda yer alan küçük bir adaya denizden yürüyerek ulaşma imkanı sağlayan bir sığlık oluşturmuştur.

“Gebek*m Doğa Parkı Fosil Kumulu Koruma Alanı” 6 milyon yıllık sürede oluşmuş tortuları barındıran, korunabilmiş ve bir daha asla oluşturulamayacak olan bir doğa mirasıdır. Gebek*m, 3. zamanda (pliosen) ve 4. zamanda (kuarterner) Akdeniz'in farklı yüksekliklerine bağlı olarak tortullaşmış materyallerden oluşmuş fosil bir k*muldur. 10 metreye kadar yükselen k*m tepeciklerinin tabanında pliosen dönemindeki çakıllı akarsu tortulları bulunmaktadır. Gebek*m'daki bu temel oluşum üzerinde binlerce yıl boyunca kendine özgü farklı tür bileşiminde bitki toplulukları gelişmiştir. Yapılan araştırmalarda Gebek*m’da 5’i endemik olan ve çoğu tıbbi önemi olan 100’e yakın bitki türü bulunduğu, ayrıca yörede 19 kuş türünün de yaşadığı tespit edilmiştir.

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

Açık Hava Müzesi; Thera Antik Kenti

hera antik kentinin çevresindeki Yerkesik, Yenice ve Ula düzlüklerini Agoranın batısındaki doğal kaya yükseltisinin güney yamacında yer alan tiyatro kapsadığını açığa çıkardı. Kentin territoriumuna ulaşan tüm yolların başlangıç kısımlarında, bazıları surla çevrili küçük boyutlu yerleşimler bulunduğu ve bunların hem koruma hem de gözetleme amacı taşıdığı tespit edildi.

Thera Antik Kenti’nde 3 yıl boyunca kesintisiz sürdürülen yüzey araştırmaları, kentin Karia bölgesi tarihsel gelişimi için kilit nokta olabilecek ölçüde önemli bir yerleşim yeri olduğunu ortaya çıkardı. Denizden 800 m yüksekteki, yöredekiler tarafından Okkataş adı verilen tepenin güney yamacında yer alan antik kent, akropolisi çevreleyen iç sur ile yerleşim alanını tepe yamacında sınırlayan bir dış savunma duvarına sahip. Akropolis zirve kısmında Kybele tahtı olarak tanımlanabilen bir kaya anıtı, tapınağa ait olabilecek bir temel kalıntısı ile sarnıç olabilecek harçlı duvarlara sahip iki yapı kalıntısı bulunduruyor. Tepenin güney bitimindeki düzlük kısım, kentin agorası ve agorada yer alan ve kaçak kazıcılar tarafından büyük oranda tahrip edilmiş olan bir eksedra yapısı mevcut.

Agoranın batısındaki doğal kaya yükseltisinin güney yamacında tiyatro yer alıyor. Oturma sıraları anakayadan işlenmiş, büyük oranda tahrip edilmiş olan tiyatro şu an için zorlukla görülebilir durumda. Tiyatronun batısındaki terasta yer alan kısmen görülebilir durumdaki bir yapı kalıntısı anakayaya işlenmiş giriş basamakları ile oldukça dikkat çekici ve muhtemelen idari bir yapı ya da tapınak.

Thera Muğla
Kentin güney yamacının orta kısmında destek duvarının büyük bölümü korunmuş durumda bir teras üzerinde, daha sonradan kiliseye dönüştürülmüş bir tapınak yapısı var. Kentin güney yamacı duvarlarla desteklenmiş teraslar halinde düzenlenmiş ve bazı bölümlerdeki kaçak kazı çukurlarında konut ve benzeri yapılara ait olabilecek duvar kalıntıları küçük parçalar halinde görülebiliyor.

Thera Antik Kenti’nde, şu an için tamamı görülebilir durumdaki yapılar olarak kentin doğu ve batı nekropolisindeki mezar anıtları sayılabilir. Kentin doğu kısmında yer alan tapınak cepheli kaya mezarların yanı sıra batı nekropolisinde 2 kaya mezar, tekne mezarlar, tonozlu oda mezarlar ve kısmen görülebilir durumdaki sanduka mezarlar ile anakayaya işlenmiş üstte lahit altta loculuslardan oluşan bir anıt mezar kompleksi bulunuyor.

Antik kentin I., II. ve III. derece tescilli sit alanlarının toplamı yaklaşık 700 dönüm civarında. Bu alanın yaklaşık 200 dönümlük kısmı yoğun yerleşim alanı. Kentin büyük bölümünün kamu arazisi ve taşlık olması, bu alana giriş çıkışları sınırlandırmış ve tüm kentin yoğun makilik bitki örtüsü ile kaplanmasını sağlamış. Bu durum, her noktadan görülebilmesine rağmen kentin tamamen kaderine terk edilmesine ve kaçak kazıcıların insafsız bir şekilde kenti tahrip etmelerine imkân sağlamış durumda.

Thera Antik Kent
Kent ana yola çok yakın olmasına rağmen, orman yollarıyla ulaşılabilir durumda ve bakımsız olan yollar çoğu zaman araba geçişine izin vermiyor. Antik kentin gözden uzak oluşu ve kalıntıların büyük oranda bitki örtüsü altında saklanmış olması, kentin boşaltıldığı Bizans Dönemi sonlarından itibaren doğanın ve insanların tahribatına uğramasına yol açmış. Öyle ki uzun yıllardır yapılan kaçak kazılar kentin hemen her noktasında görülebiliyor.

Ne yazık ki, kaçak kazıcılar yoğun bitki örtüsü içerisinde kendilerine basit patikalar açarak detektör sinyallerine göre kentin hemen her noktasında tahribat yaratmışlar. Ayrıca, antik tiyatro yapısının cavea kısmında dinamitler patlatılarak açılan kaçak kazı çukurlarının varlığı ile tiyatro bloklarının yakın zamana kadar ufaltılarak duvar taşı haline dönüştürüldüğü ve yakın köylerde satıldığı bilgisi kentin ne ölçüde tahrip edilmiş olduğunu gösteriyor.

Thera Antik Kenti’ne nasıl gidilir
Thera Antik Kenti, Muğla-Marmaris karayolunun 1 km içerisinde, Ula ile Yenice Köyleri arasında Okkataş Mevkiinde bulunuyor. Muğla-Antalya karayoluna 3 km ve Muğla kent merkezine 15 km mesafede bulunan kente, özel aracınızla ulaşabilirsiniz. Muğla’dan Ula’ya doğru giderken Gülağzı Beldesi kavşağını geçtikten yaklaşık 1.5 km sonra Thera Antik Kenti tabelası ile sağa dönüyorsunuz. Ancak anayoldan kente başka bir ulaşım aracı bulunmadığından, ancak özel araç ile ulaşım mümkün.

Antik miraslara ilgi duyuyorsanız, Muğla‘nın Ula ilçesinde yer alan ve MÖ. 4. yüzyıldan günümüze dek uzanan Thera Antik Kenti’ni de Muğla gezilecek yerler listenize ekleyin.

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

Marmaris Belediyesi İçmeler Halk Plajı
İçmeler Plajı, Muğla’nın Marmaris ilçesinde, doğal güzellikleri, temiz denizi ve hareketli atmosferiyle dikkat çeken bir tatil destinasyonudur.

Marmaris’in en popüler plajlarından biri olan İçmeler Plajı, adını çevresindeki doğal su kaynaklarından alır. Berrak turkuaz suları ve çevresindeki yemyeşil doğasıyla tatilcilerin gözde noktalarından biridir.

İçmeler Plajı, Marmaris ilçe merkezine yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta yer alır. Marmaris’in batısında, çam ormanlarıyla çevrili bir bölgede bulunan plaj, kolay ulaşılabilir konumuyla da tercih edilmektedir. Hem deniz hem de doğa keyfi sunan plaj, yaz aylarında tatilcilerin en sık ziyaret ettiği yerlerden biridir.

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

Bozyazı MERSİN

Bozyazı İlçesi, Torosların eteklerinde Akdeniz kıyısında bulunmaktadır. Doğusunda Aydıncık, batısında Anamur, kuzeyinde Gülnar ve Ermenek ilçeleri, güneyinde ise Akdeniz yer almaktadır. İlçe yüzölçümü 566 km² olup, deniz seviyesinde rakım sıfır, en yüksek noktasında ise 1760 m'dir. Yaklaşık 25 km sahil şeridine sahiptir. Önemli akarsuları; ilçe merkezinden geçerek denize dökülen Sini Çayı ile Tekeli ve Tekmen kasabaları arasında yer alan Aksaz Çayı bulunmaktadır.
Bozyazı'nın kıyıları nesli çok ciddi tehlikede olan Akdeniz Foklarının önemli bir kolonisini barındırması, Bozyazı'da denizin oldukça temiz olduğunun açık bir göstergesidir. Bozyazı'da tarım alanları fazla geniş olmamakla birlikte yumuşak iklimi ve verimli topraklarıyla, Bozyazı en önemli gelir kaynağını muz ve çilek tarımı oluşturmaktadır.

Antik Çağda NAGİDOS adıyla anılan Bozyazı’ nın tarihi çok eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Sisamlı Nagidos tarafından M.Ö. 5. yüzyılda kurulduğu sanılan Nagidos, bugünkü Paşabeleni olarak bilinen tepenin üzerindedir.



Hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz kentten günümüze Paşabeleni tepesinin zirvesine yakın yerlerdeki surlar kalmıştır. Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümünün çalışmaları iki yıldır yaz aylarında sürdürülmekte olup, tamamlandığında tarihe ışık tutacaktır.



İlçe tarihte Hititler, Asurlar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Memlükler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar hükümranlığında kalmıştır. İlçenin Osmanlı Hakimiyetine geçişi Fatih Sultan Mehmet zamanında Karamanoğulları Beyliği Osmanlı Hakimiyetine dahil etmesiyle Osmanlı topraklarına kalmıştır.



Bozyazı İlçesi adını İlçenin ilk yerleşim yeri olan Gürlevik yöresinin güneyindeki ovanın sulu tarım yapılmadan önce halk tarafından “Çorak düzlük” anlamında “Boz alan” , “Bozova”, “Bozyazı” şeklinde isimlendirmesinden almıştır.



Anamur İlçesine bağlı kasaba iken 1987 yılında çıkartılan kanunla ilçe haline gelmiştir.



COĞRAFYA



Bozyazı İlçesi bulunduğu konum itibariyle, Torosların eteklerinde Akdeniz kıyısında, doğusunda Aydıncık , batısında Anamur, Kuzeyinde Gülnar ve Ermenek ilçeleri, Güneyinde ise Akdeniz sahil şeridi yer almaktadır.



Yüz ölçümü 566 Km2 olup, deniz seviyesinde rakım 0, en yüksek noktasında ise rakım 1760 metredir. Yaklaşık 25 km sahil şeridine sahiptir.



Önemli akarsuları İlçe merkezinden geçerek denize dökülen sini çayı ile Tekeli ve Tekmen Kasabaları arasında yer alan Aksaz çayıdır.



TARİHİ, DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLAR



Nagidos antik kenti kalıntıları, Kilise Burnu, Maraş Tepesi (Arsione), Softa Kalesi, Çaltı Mağarası ilçenin başlıca tarihi, doğal ve kültürel varlıklarıdır.



EKONOMİ



Tarım ilçe ekonomisinde en büyük payı almaktadır. Seracılık ve muz üretimi başta olmak üzere narenciye, sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçe arazisinin çok büyük kısmı ormanlık ve dağlıktır. ilçe merkezi başta olmak üzere Tekmen, Tekeli, Gözce ve Gözsüzce sahilleri önemli turizm merkezleridir.


https://www.tccb.gov.tr/

Mersin, Bozyazı tatilinizde görmeden dönmemeniz gereken doğal güzellikler, tarihi ve turistik yerlerin listesini sizin için hazırladık.

Bozyazı’da Mutlaka Gezmeniz Gereken Yerler
Nagidos Antik Kenti

Bozyazı ilçe sınırlarında yer alan Nagidos Antik Kenti, Mersin-Antalya Yolu, Paşa Caddesi, üzerinde bulunmaktadır. Şehrin yüksek kentleşme oranına rağmen, birkaç yüzyıl öncesinden bugüne kadar kısmen korunmuştur.

Bozyazı ilçesinin batı kısmında bulunan Anamur’daki Anemurium Antik Kenti’ne 10 km uzaklıktadır. Antik Kent’in bugün bulunduğu tepe yöre halkı tarafından Paşabeleni Tepesi olarak isimlendirilmektedir. Kentin yerleşim birimleri uç noktaya kadar geldiği zaman nekropol adı verilen eski mezarlıklar Paşabeleni Tepesi’nin eteklerinde yer almaktadır. Ayrıca araştırmacılar, bir zamanlar bölgeyi yöneten Pers devlet adamı Pharnabazus I onuruna basılan gümüş sikkeler bulunmuştur.

Pers devlet adamı Pharnabazus I’in egemenliği milattan önce 400’lü senelerde meydana gelmiş olsa da gerçek kentleşme milattan önce 500 ve 400’lü yıllara arasında gerçekleşmiştir. Denizinin sığ olması ve Toros Dağları’nın arasında yer almasında dolayı liman kenti görevi görmüş ve bu iki tarih arasında en iyi dönemini geçirmiştir.

Nekropol adı verilen mezarlar, yamaçta ve Bozyazı'nın modern yerleşim bölgesinin bulunduğu bölgede yer almaktadır. Ayrıca Nagidos Antik Kenti’nin geçmişini en iyi şekilde yansıtan önemli keşifler sonucunda bulunan eserler de Mersin Müzesi'nde ziyaretçilere sergilenmektedir.

Toroslar’ın eteğine Akdeniz’in maviliklerine gizlenmiş cennet Bozyazı için planladığınız tatilinizde görülecek yerler listenizi hazırladıktan sonra otel seçeneklerine de göz atmak isterseniz Bozyazı Otelleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Maraş Tepesi (Arsinoe)

Bozyazı'nın harikası olarak bilinen Maraş Tepesi, Çubukkoyağı Mahallesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Ortalama 1.000 m yüksekliği ile bulunduğu alanı kuşbakışı izleme imkânı sağlar.

Antik çağın en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen Maraş Tepesi’ni, o dönemde bölgeyi yöneten Mısırlılar inşa etmiştir. Maraş Tepesi’nin ilk yerleşimi milattan önce 270’li senelere kadar dayanmaktadır.

Bir zamanlar “Kutsal Şehir” olarak da anılıyordu. Bu tarihi yapı, adını kralın karısı ve kız kardeşi Arsinoe'den almıştır. O dönemde kraldan sonra en önemli kişiler kraliçe ve kız kardeş olduğu için şehrin adı çok önemliydi.

Yıllar geçtikçe yapıda yaşam sona ermiş ve ziyaretçiler tarafından da bugün hala görülebilen duvar ve surlar kalmıştır. Şehir, feodal bir ülke gibi surların içine yapılmıştır. Maraş Tepesi’nde en çok ilgi gören şey ise Mozaik şekillere sahip olan giriş kapısıdır.

Softa Kalesi

Mersin'in Bozyazı ilçesine yaklaşık 4 km mesafede bulunan Softa Kalesi’nin gizemli bir hikâye vardır. Kalenin baktığı yön yeraltı ve deniz yolları ile birbirine bağlı olduğu söylenen Mamure Kalesi'ni göstermektedir.

Softa Kalesi'nin en çarpıcı detayı çift sıra duvarlarıdır. Fidik Dağı'ndaki bu kaleye ulaşmak biraz zordur. Yöre halkı arasında gizemli bir kale olarak da lanse edilmektedir. Yöre halkının söylediklerine göre kale yılanlar tarafından korunmaktadır. Bir gün bu kaleye iki arkadaş gider ve define aramaya başlarlar.

Kaleye inmek için bir plan yaparlar. Biri yukarıda ipi tutarken, diğeri de ipe kendini bağlayarak kalenin içine girer. İple kalenin içine giren kişi, kalenin sonunda kavga eden iki yılan görür ve gitmelerini bekler. Bir süre bekler fakat yılanlar oradan gitmez.

Bu yüzden kaleden çıkar ve ertesi gün kaleye tekrar gelirler. Ancak yılanlar hala birbiri ile kavga ederler. İki arkadaş defineden vazgeçer ve bir daha kaleye gelmezler. Softa Kalesi’nin en dar yeri yaklaşık 80 m’dir. Oval bir mimari ile inşa edilen kalenin güney kısmında mezarlar vardır.

Çaltı Mağarası

Bozyazı ilçesinin Lenger Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Çaltı Mağarası, ilçeye yaklaşık 40 km uzaklıktadır. Mağara kısa bir zaman önce Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizme kazandırılmıştır. Ormanın içinde yer alan Çaltı Mağarası’na araç ile ulaşım zor olduğu için kısa bir yolu yürüyerek kat etmeniz gerekmektedir.

1200 metre rakımda bulunan mağara, Mersin il sınırları içerisinde yer alan en yüksek rakımlı doğal güzelliktir. Çaltı Mağarası’nın derinliği ve genişliği çok fazladır. Tam derinliğin ne kadar olduğu bilinmemektedir. Çaltı Mağarası içerisinde birçok dikit ve sarkıt yer almaktadır.

Dikilitaş Tabiat Parkı

Kaledibi Mahallesi’nde bulunan Dikilitaş Tabiat Parkı, Bozyazı ilçe merkezine 15 km, Anamur’a ise 9 km mesafededir. 33,5 hektar alan üzerinde yer alan Tabiat Parkı, D400 Mersin-Antalya karayolunun kenarında bulunmaktadır.
Defne, yaban mersine ve kızılçam gibi pek çok çalı ve ağaç türünü içinde barındıran Dikilitaş Tabiat Parkı, yemyeşil ağaçlar altında rahatlamak isteyenlerin uğrak noktasıdır.

Deniz ve doğa turizmi, yüzme sporları, piknik ve fotoğrafçılık gibi imkanların bulunduğu Tabiat Parkı’nda çadır tatili de yapabilirsiniz. Çadırınızı isterseniz yanınızda getirebilir isterseniz de Dikilitaş Tabiat Parkı içerisinde yer alan işletmelerden kiralayabilirsiniz.

Upuzun sahili, mavi bayraklı plajları ile kalabalıktan uzak tatil düşleyenler için muhteşem bir tatil merkezi olan Bozyazı için tatil planı yapıyorsanız Bozyazı Denize Sıfır Oteller arasından seçiminizi yapabilirsiniz.

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

Mardin Müzesi

Mardin merkezde Cumhuriyet Meydanı’nın kuzeyinde, bir grup Süryani evinin arasında bulunan müze binası, 1895 yılında Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından “Süryani Katolik Patrikhanesi” olarak yaptırılmıştır.

Süryani Katolik Vakfından satın alınarak kamulaştırılan yapı, Zinciriye Medresesi’ndeki eserlerin taşınmasıyla 2000 yılında Mardin Müzesi olarak hizmet vermeye başlamıştır.


Mardin Müzesi, bünyesinde bulunan eserlerin çeşitliliği ile dikkat çekicidir. Müzede Paleolitik Çağ’dan MS 19. yüzyıla kadar olan dönemleri kapsayan buluntular sergilenmektedir. Müzenin üç adet kapalı teşhir salonu ve iki adet açık teşhir alanı bulunmaktadır.

Müzenin 2010 yılında kurulan ihtisas kütüphanesi; arkeoloji, tarih, sanat tarihi, mimarlık, felsefe, mitoloji ile diğer birçok konuda araştırmacılara ve öğrencilere yapacakları çalışmalarda faydalanabilecekleri zengin bir arşiv sunmaktadır.

Arkeolojik koleksiyonları arasında Bronz Devri, Asurn, Urartu, Helenistik, Ahameniş İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Selçuklu Hanedanı, Artuklular ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine ait tabletler, silindir ve damga mühürler, kült kapları, figürinler, metalden bızlar, takılar, seramikler, altın, gümüş ve bakır sikkeler, gözyaşı şişeleri ve kandiller yer alırken etnografya kısmındaysa Mardin ve çevresine ait gümüş işlemeciliğinin örnekleri olan kolyeler, küpe, bilezik, halhal, alınlık, saçlığın yanı sıra, eski giysiler, kılıçlar, kahve (mırra) takımları, hamam eşyaları, tespihler, ısınma araçları ve bakır eşyalar da sergilenmektedir.

Tarihi ve mimarisi
Müzenin binası 1895'te Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından Süryani Katolik Patrikhanesi olarak yaptırılmıştır.[3] Doğu kısmında Meryem Ana Kilisesi yer almaktadır. Uzun bir süre dini amaçlı hizmet veren yapı, daha sonraları askeri garnizon, çeşitli siyasi partilerin merkezi, kooperatif binası, sağlık ocağı ve polis karakolu olarak kullanılmıştır.

Bina, Süryani Katolik Vakfından bakanlık tarafından satın alınmış ve 2000'de restore edilerek Zinciriye Medresesi'ndeki eserlerin taşınmasıyla "Mardin Müzesi" olarak hizmete açılmıştır.

Müze ve İdari birimden oluşan iki ayrı binada hizmet vermektedir.

Güneye bakan U planlı ve üç katlı olan yapı, geleneksel Mardin evi mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Üç katlı olarak planlanmasının sebebi, bulunduğu alandaki arazi eğiminin ve parsel derinliğinin fazla olmasıdır.

Ayrıca, geçici sergilere ev sahipliği yapan bir sanat galerisi bulunmaktadır.


Kaynak: Mardin Valiliği, "Kent Haritası ve Şehir Planı", 2013

Mardin Gezilecek Yerler

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

Spil Dağı Milli Parkı - Manisa

Gediz havzası üzerinde, Bozdağlar’ın Kuzeybatı ucunda ayrı bir kütle oluşturarak doğu-batı doğrultusunda uzanan Spil Dağı (Manisa Dağı), 1513 metre yüksekliği bulan kalker bir kütledir.

Jeolojik ve Jeomorfolojik yapıdaki kalker kayalar, kanyon vadiler, dolin gölleri, lapyalar, mağaralar, zengin bitki örtüsü, yaban hayatı ortamı ile mitolojik öykülere konu olan taşınmaz kültür varlıklarını bağrında taşımaktadır. Bu özellikleri göz önünde alınarak “Milli Park” ilan edilmiştir.


Spil Dağı 22 Nisan 1968 tarihinde milli park olarak halka açılmıştır. Orman ve açık alan olarak toplam 6860 hektarlık alanı kaplayan Spil Dağı Milli Parkı, 1995 yılında At Alanı Yaylası’nın bir bölümü “turizm merkezi” kurulması için ayrılmıştır.

Milli parkın doğusunda 600 metre yükseklikte bulunan Sülüklü Göl kalkerlerin erimesiyle oluşmuştur. Derinliği 1-2 metreyi geçmeyen gölün çapı 100 metredir. Flora bakımından son derece zenginlik gösteren dağda kızılçam, karaçam, saçlı meşe karışık olarak bulunur. Burada alt floranın ağaççıklarından meşe türleri, sürüngen ardıç, laden, funda, defne ve mersin göze çarpar.

Otsu bitkilerden geven, buğdaygiller, çayırotları ballıbabagiller, sütleğen, eğrelti otları görülmektedir. Sümbül, çiğdem, siklamen, yabani karanfil, glayöl, menekşe, papatya, gelincik, yaban gülü, böğürtlen hemen her mevsim açan türler arasındadır.

Sipil Dağı 120’yi aşan endemik bitki türüyle de eşsiz bir değer taşır. Sayısı yetmişe yakın şifalı bitki bulunmaktadır. Bunların arasında en ünlüsü kuşkusuz Manisa Lalesi’dir. Manisa Lalesi, Anemone türlerine (ranunculaceae) verilen genel bir ad. Çok yıllık, parçalı yapraklı, büyük çiçekli ve otsu bitkilerdir.


Milli park alanında; tavşan, kurt, çakal, domuz, tilki, sansar, porsuk, sincap, kirpi, gelincik, doğan, atmaca, kartal, akbaba ve ötücü kuşların hemen her türü yaşamaktadır.

Spil Dağ’ında Kybele Kaya Kabartması, Frig özellikleri gösteren Lidya kültürünün kalıntıları olan kaya mezarları, Yarıkkaya’nın yakınında her biri kayaya oyulmuş evler ve bir taht görülmektedir. Çaybaşı’nda Niobe Doğal Kaya Anıtı, Manisa Kalesi kalıntıları belli başlı kültür varlıkları olarak sıralanabilir.

1250 metre yükseklikteki At Alanı Yaylası, Milli Park'ın gelişim bölgesi olarak planlanmıştır. Burada günübirlik kullanım amacıyla kamp alanı, piknik tesisleri, spor, oyun alanları, iki tane kır gazinosu, iki restoran ile 124 yatak kapasiteli dağ evleri personeliyle hizmet vermektedir. Manisa kent merkezinden 1250 metre yükseklikteki At Alanı Yaylası’na 24 kilometre tutan asfalt yolla çıkılabilmektedir.

Kaynak: Manisa Valiliği. (2012). Manisa Rehberi 2012. Manisa: Manisa Valiliği Kültür Yayınları.

Manisa Gezilecek Yerler

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

Sultan Camii Ve Külliyesi - Manisa

Klasik Osmanlı külliye mimarisinin görkemli bir örneği olan ve çok geniş bir alana yayılan külliye; cami, imaret, medrese, hamam, hankah ve sıbyan mektebinden oluşmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından yaptırılmıştır. Cami ve ona bağlı binaların bazıları 1522’de, hamam 1538’de, darüşşifa ise 1539’da tamamlanmıştır.

Külliyenin ana binası olan cami, kesme taş ve tuğladan sade bir üslupla yapılmış, ortada bir büyük, yanlarda iki küçük kubbeyle örtülmüş, iki minareli bir camidir.

Mermer minberi oyma ve kabartmalıdır. Kadınlar mahfilinde ise ahşap oymalar bulunmaktadır. Her yıl düzenlenen Mesir Macunu Festivali sırasında mesir macununun halka saçıldığı cami olması sebebiyle halk arasında “Mesir Camii” adıyla da anılmaktadır.


Cami avlusunun kuzeyini çevreleyen medrese binası, ana girişi kuzeye bakan on odalı bir yapıdır. Misafirhane ve yemek odaları beşik tonozla örtülmüş, diğer mekanlar kubbe ile kapatılmıştır.

Medrese binasının kuzeydoğusuna düşen iki odalı sıbyan mektebi, kuzeyinde yer alan hamam ve darüşşifa çeşitli tarihlerde yapılan onarımlar sayesinde sağlam durumda günümüze ulaşmıştır.

Hamamın kadınlar ve erkekler bölümleri aynı mimari düzenlemededir. Soğukluk ve ılıklık bölümleri yan yanadır. Sıcak bölümünün orta kubbe kasnağında yedi aydınlatma penceresi vardır. Ayrıca kubbelerin ortasına birer aydınlatma feneri yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında yanan ve sonraki yıllarda da yıkılan hankah ve imarethane binalarının yeri günümüzde park şeklinde düzenlenmiştir ve buraya Sultan Parkı adı verilmiştir.

Kaynak: Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü.

Manisa Gezilecek Yerler

26/06/2026
Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 26/06/2026

Kütahya

Photos from Türkiye Turizmi Panorama's post 25/06/2026

Konya

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Website

Address


Istanbul